İçinde bulunduğumuz dönemde kulağınıza bir çok yeni terim geliyor. İnsanlar web3 ilgili o kadar çok tweet atıyor o kadar çok sohbet ediyor ki, sadece internette gezinirken değil, sokakta yürürken bile duymak hatta reklam panolarında da görmek mümkün. İnsan yapısı gereği anlatma isteği çoğu durumda dinleme isteğine baskın geldiği için, insanlar anlatabilecek kadar anlatmayı kendine yeterli görüyor (bazen ona bile gerek duymuyor). Kısaca kişi konuyu güzel hashtagler ile tweetliyor ve tebrikler artık metaverse uzmanı, web3 kaşifçisi oldunuz.

“Peki bu terimlere ne kadar hakimiz özellikle de web3’e?” dedikten sonra web1 şudur web2 şudur diye anlatıp yazıyı bitirmeyeceğim. Elbette bunları da anlatacağım ama temelde bizi bitiren de tam olarak bu.
Eğer bu yazıyı okuyorsanız siz de erken uyum sağlayan gruptasınız. Şimdi Web3 ile duyduğunuz yeni bir gelişmeyi, heyecanı bilmeyen bir arkadaşınıza anlatmak istediğinizi düşünün. Arkadaşınız Web3’ü hiç bilmiyordu dolayısıyla gelişmeyi ya da yeniliği anlaması da zaman alacaktır. Açıkçası aramıza yeni katılan biri anlamakta ve doğru bilgiye ulaşmakta bu kadar sıkıntı çekerken biz nasıl anladık ilk duyduğumuzda, ya da daha komiği anladık mı?
Yukarıdaki anketlerin bilmeyen insanlara değil kripto ekosistemine yapıldığını hatırlatmakta fayda var.
Şimdi asıl sonuca gelirsek, tüm yukarıdaki açıklamalar iki durumu kabul etmemiz için gerekliydi. Birincisi bir bariz bir web2 içindeyiz, ikincisi ise web3’ü duyana kadar çok az kişi web2 kelimesini kullandı. Bu yüzden de web3’ün çözdüğü sorunları anlamakta, web2’nin çıkarttığı sorunları kavramakta zorluk çekiyoruz. Şimdi popüler olan web evrimi tanımlamaları ile kısaca tarihi anlayalım.
Başlıklar
Web1’den Web3’e

Web 2 şu anda aşina olduğumuz internetin “okuma / yazma” dönemidir. İnternet kullanıcıları yalnızca çevrimiçi içerik tüketmekle kalmaz, aynı zamanda kendilerinin çoğunu oluştururlar Instagram, Twitter, YouTube ve TikTok gibi sosyal ağlar, kullanıcı tarafından oluşturulan içerik tarafından sağlanan platformlardır. Veriler, kullanıcı verilerine sahip olan ve kullanıcıların ne olursa olsun istedikleri her şeyi yapabilen bu platformlara — merkezi veritabanlarına “yazılır’ ( kişisel verilerin reklam amaçlı satılması veya keyfi olarak içerik alması ve / veya kullanıcıların istedikleri herhangi bir nedenle yasaklanması dahil ).
Web3 ortaya çıkan internetin “okuma / yazma / kendi” dönemidir. Kullanıcıların dijital varlıklara ve verilerine sahip olmalarını sağlamak için blockchain teknolojisinden yararlanır. Web3 ayrıca, Google ve Apple gibi merkezi şirketlerin kaprislerine göre değiştirilemeyen veya değiştirilemeyen açık – kaynak protokollerine geri dönüşü temsil eder. Chris Dixon’un işaret ettiği gibi, blok zincirler taahhütte bulunabilecek bilgisayarlardır. Web3’te kullanıcılar, keyfi değişikliklerle “rug – çekilmekten” korkmadan içerik oluşturabilir ve blockchain protokollerinin üzerine uygulamalar oluşturabilir.
Web3’ü önceki iki dönemden ayıran şey mülkiyettir (ownership) ve bu mülkiyet, kripto ekonomilerindeki temel değer birimi olan tokenler tarafından etkinleştirilir. Yazının devamında mülkiyet ve token kavramının web3’e etkisi baz alınacaktır.
Web2’ye Kısa Bir Flashback
İnternet ile tanışmamızdan bu yana epey zaman geçti. Aslında web2 ile tanışmamızdan bu yana da epey zaman geçti. Yukarıda anlattığımız üzere kullanıcı datalarını kendi serverlarında depolayan mega web2 şirketleri inanılmaz varlıklı şirketler haline gelmiş durumda. Dönemsel olarak buradan kendine pay çıkartıp hissedar olmuş olan herkes de zenginliğin tadına almış durumda. Büyük resme bakarsak merkezi sistemin sadece kullanıcı verilerini alıp satma değil aynı zaman da rakip şirketleri satın alma, kendi VC (Ventures Capital) takımını kurma, son kullanıcıya müdahale ederek dataları düzenleme gibi geniş çaplı bir merkezi durumdan da söz edebiliriz.
Son kullanıcın ürün olduğu, farkında bile olmadan fikirlerinin etkilendiği, çerezlerin ekranı şişirdiği bir ortamdan söz ediyoruz. Elbette bunun büyük bir sorun olduğunu görenler vardı. Ama ortada blockchain teknolojisi olmadığı için web3 için dünya tam olarak hazır değildi. Evet web3 fikri 2004 yılından beri var ama hep bir şeyler eksik hep bir yanı pürüzlüydü. Ta ki kripto paralara kadar.
Kripto Paraların Web Dünyasında Kullanılması
Tam bu durumda imdada yetişen bitcoin, web2’deki eşitsizlik olgusunu yerle bir ediyordu. 2017 yılının ICO faciasını hatırlayın ve bir de bitcoinin ortaya çıkışını. Yeni çıkan bir web2 projesinin erken yatırımcısı olduğunuzu düşünelim. Küçük yatırımcı olduğunuz için öncelik sağlanmayacak ve daha ürün bile çıkmadan arka plana atılacaktınız.
Bitcoin tamamen açık ve herkese eşit bir şekilde ortaya çıktı. Satoshi de madenci oldu siz de. İşin güzel tarafı ise ikinizin de madenci olarak kazancınız aynı ve siz bunu açık kaynak olduğundan doğrulayabiliyorsunuz. İlk madencilerin blok başına aldığı ödül fazla olduğundan yine erken yatırımcı olduğu için sizden fazla kazanmış olabilir ama bu onu sizden üstün kılmaz. Bitcoin’de bu yüzden büyük yatırımcı olduğundan madencilik yapan birini görmeyiz. Bitcoin’i, bize sundukları için madencilik yapanları görürüz. Ama küçük yatırımcı şuan da bitcoine Microstrategy, GrayScale gibi şirketlerin yatırım politikasına göre yatırım yapıyor maalesef.
Ethereum’un çıkış ilkesi de aynı şekilde eşitlik ilkesine uygundur diyebiliriz. Ethereum yaratıldığında, madeni paraları hazırladılar ve tüm ICO açık tuttular. Katılmak isteyen herkese 60.000.000 ETH sattılar. Ethereum, ETH başına yaklaşık $ 0.30 için satıldı. Ethereum kurucuları kendileri ve Ethereum vakfı için bazı paralar tuttular. ETH’nin kurucusu ve en büyük tek ana alıcı olan Vitalik, geleneksel hisse senetlerine kıyasla oldukça küçük bir sahiplik payı olan ETH arzının% 1 ‘inden daha azını aldı.
Ethereum’un başlangıcı Bitcoin’e kıyasla biraz daha az “herkes için adil” olsa da, yine de nispeten adil ve açık bir katılım modeline sahipti. 2017’ye kadar ICO’lar bu modeli çoğalttı, ancak içeriden satış öncesi ve özel satışlarla bozulmaya başladı. SEC küçük yatırımcıyı korumak için bazı sert düzenlemelere gitti ancak kurucuların gereksiz düzenleyici başlarını riske atmak istemediklerini ve bu nedenle profesyonel yatırımcılarla uğraşmanın genel olarak daha kolay ve daha düşük giderleri olduğu aşikar.
Neden Tamamen Değişim Olması Gerekiyor?
Web3’ün ön hazırlığının yıllar önce yapıldığından bahsettik. Şimdi akla ‘Neden kökten bir değişim gerekiyor?’ gibi bazı sorular gelecektir. Ekonominin 5 temel yapı taşı bulunur ve bu yapı taşları birbirini destekler ve daha önemlisi birbirine ihtiyaç duyar.
Bu beş temel bölümün tümü modern ekonomilerde gerekli ve tamamlayıcı işlevleri yerine getirir. Borsalar olmasaydı malların ticareti zor olurdu ve işbölümü imkansız hale gelirdi. Kurumlar olmasaydı, ekonomideki farklı aktörler arasındaki koordinasyon ve işbirliği daha zor olurdu. Para olmasaydı, borsaların likiditesi olmazdı ve çok daha verimsiz bir takas sistemine güvenmek zorunda kalırdık. Üretken varlıklar olmasaydı, mal olmazdı ve mal olmasaydı ekonomi olmazdı.
Olgunlaştıkça, dijital ekonominin geleneksel ekonomiye paralel olarak aynı beş temel işlevi organik olarak yeniden yarattığını görüyoruz.
Şimdi web2’yi düşünelim. Web2’nin geleneksel ekonominin tamamına uyum sağladığını görüyoruz. Ama işin içine örneğin NFT’leri getirdiğimizde düzenin tamamen değiştiğini görüyoruz. Yeni dünya düzeni nedir tam olarak açıklamak mümkün mü bilmiyorum ama bir yeni düzen olduğu apaçık ortada.
Yazının sonuna geldik aslında ama ne kadar karamsar bir insan olmasam da okuyucuya biraz karamsar bir ortam bırakmakta fayda olduğunu düşünüyorum.
Web2’de verilerimizle ticaret yapılıyordu. Web2 milyarderlerinin çoğu parayı bu şekilde kazandı. Web3 için de herkes kazanmak istiyor. Etrafınızda blockchain teknolojisiyle uğraşan birine bu serüvene nasıl başladığını soracak olursanız muhtemelen benzer yanıtlar alacaksınızdır.
Kötümser bir gelecek ağı, ürünlerini düzgün bir şekilde çalıştırmak için yerel jetonlara sahip olmalarını gerektiren jetonlu mikro işlemlerle dolu olabilir.
Başarısız projeleri finanse etmek ve reklamları satarak yıllar geçirmekten çok daha doğrudan değer elde etmek için perakende yatırımcılara değersiz ERC20’ler satmaya dayanan bir web olabilir.
Ve taciz veya çocuk istismarı içeriği gibi kötülüklerle başa çıkmak için daha az araç içeren bir web olabilir.
Belki de her şeyin finansal hale getirilmesi, projelerin ICO süresince açgözlü olmayacağı anlamına gelmez. Pastadan büyük pay almak büyük sorumluluk almak demektir.
Umarım, geliştiricilerin hatta daha çok toplulukların nasıl hareket etmesi hakkında bir fikir sahibi olmuşuzdur. Tek temennim daha yolun başındayken doğru adımlar atılması ve kara bulutların dağılması için çaba gösterilmesidir.
Tavsiye Bağlantılar ;







1 Yorum
Geri Bildirim: Soulbound Token Nedir? - Merkeziyetsiz Haber