Savaşlar, afetler, pandemi ve kıtlık gibi olaylar finansal piyasaları her zaman derinden etkilemiştir. Çünkü tüm bu olaylar her zaman finans ile iç içedir. Sosyolojik olaylar savunma giderleri, işgücü kaybı, sağlık sektörü giderleri gibi alanlarda ekstra harcama gerektireceği için bütçe olarak hem devletler hem de şahıslar için ciddi külfet oluştururlar.
Bu noktada son günlerde Filistin ve İsrail arasındaki gerilimin savaşa dönüşmesini hepimiz üzüntü ve endişeyle izledik. Bunun ekonomi piyasalarına bir bedeli elbette ki olacaktır. Fakat bana kalırsa burada esas belirleyici unsuru savaşın ekonomik olarak diğer ülkelere sıçrayıp sıçramayacağı teşkil ediyor.
İsrail’in özellikle askeri olmak üzere teknolojik açıdan oldukça gelişmiş bir ülke olduğu gerçeği dünya siyasetini yakından takip eden herkesin malumu. Hatta bu noktada İsrail’in 2021 yılından bu yana dünyanın en büyük 30. ekonomisine sahip ülke konumunda olduğunu ve çok gelişmiş ülkeler klasmanında yer aldığını da dipnot olarak düşebiliriz. Ayrıca İsrail Dünya’da metal, elektronik ve biyomedikal üretimi alanında ciddi bir pazar payına sahip oluşu ile de ön plana çıkıyor.
Diğer taraftan doğal kaynaklar açısından çok zengin olmamasına rağmen elmas kesme, parlatma konusunda dünyadaki birkaç merkezden biridir. Tüm bunlara ek olarak İsrail yüksek katma değerli teknolojiler olarak nitelendirebileceğimiz yazılım, telekominikasyon ve istihbarat gibi alanlarda da dünya lideri konumundadır.
Bu bilgileri İsrail ve Filistin arasındaki savaşın dünya ekonomisi ve kripto piyasalarına muhtemel etkilerini daha net anlayabilmeniz için açıklıyorum. Birazdan sayısal verilerle incelediğimizde İsrail ve Filistin’in ekonomi pastalarındaki yerlerini bilmeniz açısından bu bilgilere tekrar ihtiyacımız olacak. Bu bilgiler ışığında İsrail’in yazılım ve telekomünikasyonda lider oluşu bizi en çok bu alanlarda zorlayabilir.
Başlıklar
İsrail:
- Gayri Safi Yurt içi Hasıla: 446,5 milyar $ (nominal 2021)
- Sektörel GSYİH Dağılımı: Tarım %2,0, Endüstri %16,0, Hizmet %82,0 (2013)
- İhracat: 63,3 Milyar $ (2014)
- İhracat Ortakları: ABD %28,8, Birleşik Krallık %8,2, Çin %5,4, Belçika %4,5 (2017)
- İthalat: 71,2 Milyar $ (2014)
- İthalat Ortakları: ABD %11,7, Çin %9,5, İsviçre %8, Birleşik Krallık %6,2, Belçika %5,9, Hollanda %4,2, Türkiye %4,2, İtalya %4 (2017)
“İsrail ile ilgili daha ayrıntılı datalara erişmek için OECD verilerini buradan inceleyebilirsiniz.”
Bu verileri göz önüne aldığımızda savaşın İsrail’i ekonomik olarak zorlayacak olmasının diğer yansımalarını da gözlemleyebiliyoruz. En başta ithalat ve ihracat olmak üzere İsrail ile çok yakın ticari ilişkiler içinde olduğumuzu düşünecek olursak bu durum ülkemizi ve diğer büyük ekonomileri de ciddi şekilde etkileyecektir.
İsrail yüksek ithalat hacmine sahip bir ülke olarak ön plana çıkıyor ve ekonomisi de büyük bir oranda hizmet sektörü sayesinde dönüyor. Savaş sebebiyle hizmet sektöründe aksama yaşanması durumunda ki bu çok muhtemel, elbette buna bağlı olarak gelir de azalacaktır. Bunun neticesinde İsrail ithalatta küçülmeye gitmek durumunda kalacağından ötürü başta ABD olmak üzere İsrail’e ihracat yapan birçok ülke dolaylı yoldan zarar görecektir
Dilerseniz gelin bir de savaşın diğer tarafı olan Filistin’i inceleyelim. Filistin şubat 2020 itibariyle dünyanın en yüksek nüfusuna sahip 121. ülkesi konumda yer alıyor. Nüfusun yüksek olması işgücü açısından pozitif bir durum gibi görünse de kişi başına düşen gelir noktasında baktığımızda bazı zorluklara neden olabiliyor.
Filistin:
- Gayrisafi Yurtiçi Hasıla: 18,04 milyar $ (2021)
- GSYİH Büyüme: %7,1 (2021)
- Sektörel GSYİH Dağılımı: Endüstri %37, tarım %4, hizmet %59 (Filistin Merkezi İstatistik Bürosu 2011 raporu)
Bu istatistikleri ele alacak olursak Filistin, İsrail’e kıyasla sanayi sektöründe yer edinmeye çalışan, hizmet sektörü kadar endüstriyel anlamda da gelişimini sürdüren bir ülke konumundadır. Ayrıca Filistin, 138 Birleşmiş Milletler üyesi tarafından tanınmış ve desteklenmiştir. (Sayısal veriler Vikipedi’den alıntıdır.)
İki ülke de dünya ekonomisi açısından önemli bi yere sahip:
Elimizeki verilere göre Ocak ve bugün tarihli ekonomi verilerinin tablosunu hazırladım. Ocak ayından bugüne durağan, yatay bir piyasa görmekteyiz. Kripto piyasalarına gelecek olursak; Bitcoin bugün 27,560$ seviyelerinde seyrediyor. Şu an kripto piyasalarının bu kadar tepkisiz kalması yukarıdaki tablodaki verileri takip etmesiyle alakalı olduğunu düşünüyorum.
Bunun yanında dolar, altın ve petrol fiyatlarında oluşacak ilk tepkinin kripto piyasalarına da oldukça sert bir şekilde hissedileceği kanaatindeyim. Eğer ABD, Çin, Rusya gibi ekonomi devi ülkeler savaşı desteklemez, barışı savunur ve bu kriz kısa yoldan çözülürse, önceki yazılarımda açıkladığım 24,600$ desteği korunmaya devam eder diye düşünüyorum. Burası çok önemli çünkü 24,600$ Bitcoin için şu an en kritik destek noktası olarak değerlendirilebilir. Altında gerçekleşecek her kapanış ise trendi bozacak ve analiz yenileyip aşağıdaki major destek bölgelerini belirlememiz gerekecek.
Teknik analiz her zaman önden gider, evet bu doğru ama temel analizi de yok sayamayız. Ekonomik açıdan bu savaş haberi, önümüzdeki Fed faiz kararını oldukça önemli bir pozisyona taşıdı. Geçtiğimiz günlerde Fed, faiz sabit tutma beklentisini %68’e indirdi. Bunun anlamı şu: Yılın son faiz arttırımını bu ay görmemiz mümkün. Bu karar ve savaş olayları Bitcoin başta olmak üzere tüm ekonomi piyasalarını fiyat olarak baskılayabilir.
Eğer faiz arttırımına gidilmez ve sulh sağlanırsa, Bitcoin 31,250$ direncini tekrar test etmek isteyecektir diye düşünüyorum.
Sonuç olarak bu haftaki yazımı buradan noktalarken tüm dünya barış, huzur ve boğa piyasasında uzlaştığı bir gelecek diliyorum. ???? Bir sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.
Diğer Yazılarım:


